Varım o halde yazıyorum…

Bir Şarj Aletinin Düşündürdükleri

Kasım 23rd 2013 Serzeniş Köşesi

Ne kadar üstün bir teknoloji olabilir ki bir şarj aleti diyerekten ucuz bir şarj aleti aldım. Çok kullanamadan bozuldu. Denk geldi herhal dedim. Aynı fikirdeydim hala. “Bu kadar basit bir alet için çok para ödemek gereksiz” diyordum. Gittim, değiştirdim bir başka ucuz şarj aleti ile. Hiç kullanamadım. Zira prize tutunamayıp ikide bir düşmesi şöyle dursun şarj bile etmiyordu kendisi. Üçüncü sefere, artık biraz da sinirlenerek, paraya kıyıp Samsung’un kendi şarj aletlerinden aldım bir tane. Sorun yok, temiz, bir şarj aleti için şık bile hatta.

Aslında bu gibi durumlarda insan bilişsel çelişkiyi(davranış-tutum ve düşünce arasında çelişki durumu) ortadan kaldırmak için dışsal gerekçeye sığınarak “çok para verdik ama değdi, çok iyiymiş meğer” filan gibi cümleler söyler. Söylemiyorum. Ahan da şu teoriyi savunuyorum;

Acaba Samsung, Apple veya Sony gibi markalar bu kadar kalitesiz, bu kadar bozulmaya meyilli aksesuarları üreten fason şirketler kuruyor veya hiç değilse gizliden gizliye destek sağlıyor olabilirler mi ? Böylece çok büyük oranlarda kar edecekleri markalı aksesuarlarının şanı yücelir, cazibesi artar. Ve o çabuk bozulan, kalitesiz ve markasız şeylerin kötü ünvanı aslında halk gazetesindeki “hiç düşünme, paraya kıy orjinalini al” söylemlerini beslerler.

Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail



gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

Yok bu sefer filmden bahsetmiyorum. Adı güzel kendi güzel Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filminde pek bilinmedik, daha önce duymadığım iki atasözü, bir de deyim vardı. Bayıldım. Söz uçar da da yazı kalır dedim. Ahan da yazıyorum;

Karpuz kabuğundan gemiler yapmak : Olmayacak şeylere umut bağlamak.

Eşek eşeği ödünç kaşır : Çıkarcı kişi, yardım ettiği kişi de […]

Önceki Yazılar

Tam olarak hatırlayamadığım bir hikaye var. Google’da her ne şekilde arattıysam da bulamadım. Hikaye kabaca şöyle;

Adamın biri devrin alimlerinden biriyle sohbet ederken bir soru sorar. Efendim Kûfe’de kuyuya atılan Peygamber oğlunun adı neydi ? Alim adamın neyi sorduğunu anlar. Ve der ki “Evladım sorun o kadar yanlış ki, neresini düzeltsem bilemedim. Bir kere Kûfe […]

Sonraki Yazılar

Sharing
Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail