Varım o halde yazıyorum…

Bankalar Hayır Kurumu mu ?

Aralık 26th 2017 Reklam Eleştirisi

“Hocam bankalar hayır kurumu mu ?”

Ne zaman dara düşsek halimizden anlayan biri olarak yanıbaşımızda bitiveriyorlar. İnsanın darda kaldığında halinden anlayan birilerinin olduğunu bilmesi ne kadar da iç ferahlatıcı. Ah ne kadar da müşfikler. İyi ki varlar.

Bazen darda kalmış bir ailenin zor günlerinde imdadına yetişiyorlar. Gençlere düğün yapıyorlar, çocuğun okul masraflarını karşılıyorlar, bayramlarda hediye olup üstümüze yağıyorlar. Ah ne kadar da hayırseverler.

Bazen Anadolu’nun şirin bir kasabasında zorda kalmış esnafın elinden tutuyorlar. Bazen cevval amma gerekli “imkanlara” kavuşamamış küçük, saf ve de illa ki “Anadolulu” bir işletmenin can suyu oluveriyorlar. Ah ne kadar da bizdenler.

Bazenleri büyük işler yapanlara destek oluyorlar. Köprüler, barajlar, santraller filan hee. Ne sandınız. Bunlar büyük memleket sevdalısı adamlar.

Bizdenler, bizim gibiler, buralılar, halden anlarlar, kötü gün dostudurlar, hayırda birbirleri ile yarışırlar vesselam.

Ancak sonunda bir banka reklamı olduğunu anladığınız, alenen, göz göre göre, kör göze parmak misali şeytana pabucunu tersten giydiren banka reklamlardan gına gelmedi mi, yetmedi mi, yılmadık mı. Hani neredeyse dürtüyorsunuz bari incitmeyin diyesi geliyor insanın. Bu yere batasıca sömürü düzenin bir numaralı kurumsal taşıyıcısı siz değil misiniz ? Yanlış mı biliyoruz ?

Hayır kurumu musunuz, vakıf mısınız yoksa, kâr amacı gütmeyen dernek filan mısınız ya da ?

Vay bizim çiftçimiz bizim esnafımız, yok yurdumun güzel köylüsü, çalışkan çiftçisi, dürüst esnafı pozlarınız mide bulantısı etkisi uyandırıyor.

İcraatlarınızı eğitime katkı, gençlerin mürveti, ailenin huzuru, mahallenin selameti, şirketin hayrı, memleketini dirliği, birliği, kalkınması adı altında sunmanıza tam olarak bit yavrusu olmaklık diyesimiz geliyor.

“İki bayram arası kredi”, “Bayram kredisi” minvalinde cümleler kurabilme cüretiniz ve cehaletiniz ve aç gözlülüğünüz karşısında kelimelerimiz tükeniyor, sesler tükürüğümüze karışıyor.

Gerçekte olan, biten, acıtan, sancıtan acı tecrübeler ve sömürülmeler ile banka reklamlarında gösterilen, vaad edilen, pazarlanan şey arasındaki ilişki “şeytana pabucunu ters giydirmek” değilse nedir ?

Veya bir tür celladınıza aşık olun çağrısı mıdır bütün bu arsız reklam kuşağının alt(?) metni ?

Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail



gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

Sömürü düzenini ve bu düzene maruz kalanları anlayabilmek için kullanışlı bir sınıflandırma.

İyi kullar, kötü kullar ve kul olmayanlar;

Sömürgeden kurtulma hareketi birçok yerde bölgesel yönetimlere karşı bir hareketti. Elbette küresel çağda hiçbirşey tamamiyle bölgesel olamaz, geniş bir perspektif sağlamak da önem taşır. Gerçekte bedeni ve zihni sömürgeden kurtarmaya başlamak, ulusal yönetim ve ulusal özgürlük talebinin ötesinde […]

Önceki Yazılar

Erotikleştirme (eroticization, erotization), kabaca bir şeyi çeşitli imge veya araçlar ile erotik hale getirme veya erotik tonlarla bezeme işi.

Eskiden çok daha kısıtlı bir ürün çeşidi üzerinden kurgulanan bu yöntem son bir kaç yıldır neredeyse her çeşit ürünün reklamında görülmeye başladı. Hiç bir sınır tanımayan, edep bilmeyen, sınır tanımayan, ahlâktan nasibini almamış düzenin (çocuğu) reklamcılık zihniyeti, […]

Sonraki Yazılar

Sharing
Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail